EĞİTİMLER ÜZERİNE
Biliyoruz ki tıp meslek süreci sürekli eğitim ile sürdürülebilecek bir süreçtir. Çünkü bir yandan an be an tıbbi yaklaşımlarda güncel gelişmeler olmakta, bir yandan öğrenilen bilgiler unutulmakta. Bir zamanlar öğrenilen bilgilerin kullanılabilir olmasını sağlamak ve öğrenilmeyen yeni yaklaşımları öğrenebilmek için eğitim zorunlu bir durum. Aynen tıbbi bilgilerin an be an geliştiği gibi eğitim yaklaşımları da an be an farklılıklar gösteriyor. Teknolojinin sunduğu olanaklar ve eğitim teorisindeki tartışmalar önümüze bambaşka süreçler getiriyor.
Biz birinci basamak hekimlerine yönelik eğitim çalışmaları aile hekimliği sistemine geçmeden önce de vardı. Sağlık müdürlüğünün seyrek de olsa bu yönde çabaları vardı. Tabip odasının düzenlediği kurslar vardı. İlaç firmalarının düzenlediği eğitim toplantıları vs. vardı. Fakat biz birinci basamak hekimleri hiç bir zaman kendimizi bugünlerde olduğu gibi eğitme arz bonbardımanı altında bulmamıştık. Yaşadığımız süreçte bizleri eğitebilmek için müthiş bir çaba var. Kongre üzerine kongre düzenleniyor, artık sağlık müdürlüğünün mail sayfasını açmaya korkar olduk acaba yine bizi ne zaman nerede eğitecekler diye. İlaç firmalarının çağrılarını saymıyorum bile.
Sağlık müdürlüğünün eğitim çalışmaları üzerinde müsaadenizle biraz durmak istiyorum. Daha önce sağlık müdürümüze bir görüşme esnasında sunmuş ve dikkate alınacağına dair söz de almıştık ama son zamanlardaki gelişmeler görüşlerimizin dikkate alınmadığını gösteriyor. Sağlık müdürümüz eğitim süreciyle ilgili olarak yıllık bir program çıkarmayı ve eğitim konuları hakkında aile hekimlerinin taleplerinin belirleyici olacağını söylemişti. Şimdi karşımızda herhangi bir program listesi yok. Çağrı yapılan " eğitim " toplantısı için sadece birkaç gün öncesinden bir yazı gönderiliyor ve altına da ne yazık ki tehditvari bir uyarı yazısı konuluyor. Aile hekimlerinin aile hekimliği sürecinde planlanan eğitimlere katılma zorunluluğundan dem vuruluyor. Fakat çağrı yapılan bazı eğitimleri bu kapsamda değerlendirebilmek güç. Bunları mutlaka bir programa bağlamalıyız ve çok önceden tüm programı aile hekimlerine sunmalıyız.
Aile hekimleri çok yoğun poliklinik hizmetleri veriyorlar biliyoruz. Aynı zamanda izlemleri var, kontrolleri var vs. Sırf tıbbi programlarını ayarlayabilmeleri için bile aile hekimlerinin eğitim programını çok önceden bilmeleri gerekiyor. Sonra, eğitim artık sadece bir salonda toplayıp sunum yapmak şeklinde olmak zorunda da değil. Konuyla ilgili yazılı ve görsel materyaller aile hekimlerine ulaştırılarak da eğitim gerçekleştirilebilinir. Hastalarımızın mağdur edilmemeleri için çaba harcanabilinir. Sonra biliyorsunuz insan sosyal bir yaratıktır. Sosyal hayat da sadece meslek hayatından ibaret değildir. Hafta içini tümden mesleğine veren insanların bir de hafta sonlarını sıklıkla mesleklerine vermelerini beklemek pek hakkaniyetli bir beklenti değildir. Aile hekimlerinin de tıp dışı ilgileri, aileleri, çolukları, çocukları vardır. Bu noktalar göz ardı edilmemelidir.
Aile hekimlerinin pratik uygulamalarında işlerine yarayabilecek eğitim konularının seçilip seçilmediği de ayrı bir konu. Ne yazık ki bugüne dek takip ettiğimiz birçok eğitim toplantısında bu noktaya özen gösterilmediğini görüyoruz. Burada katıldığım derslerden bir çok uç örnek verebilirim ama zaten bu toplantılara çoğumuz katıldık ve biliyoruz. Eğitimler ne yazık ki aile hekimleri öncelenerek düzenlenmiyor.
Peki ne yapılmalı? Eğitim konuları aile hekimlerinin katkılarıyla belirlenmeli. Eğiticilerin kimler olacağı yine birlikte belirlenmeli. Eğitimlerin şekli ve özellikle zamanlama mutlaka aile hekimlerinin çalışmalarını aksatmayacak şekilde düzenlenmeli. Eğitimlerin sıklığı aile hekimlerini bıktırmayacak periyotlarda olmalı. Eğitimler zevk vermeli, külfet haline gelmemeli. Öyle cazibeli olmalı ki aile hekimlerini zorlamaya gerek kalmamalı.
Dr. Sinan Gürsoy
|