AHEF VE SAHA

AHEF VE SAHA

Artık bütün aile hekimleri haberdar; uzun zamandır, aile hekimliğine başlanmasının da bir etken olarak görüldüğü, bir çok acil hekiminin aile hekimi olmayı da tercih etmesi sebebiyle acil servislerde bir sıkıntı yaşanıyor. Elbet bu durumun bir çok sebebi var, en önemlisi de, aslında acil kategorisinde olmayan hastaların çeşitli sebeplerle aile hekimliklerine yada hastane polikliniklerine değil de acil servislere başvuruyor olmaları. Bakanlık, bu sorunu hafifletmek maksadıyla aile hekimlerinin hasta baktıkları süreyi uzatmak istiyor. Şimdilik olmak kaydıyla Cumartesi günleri de aile sağlığı merkezlerini açmak, hafta içi mesailerini mümkün olduğunca esnetmek niyetini açık ediyor. Aile hekimleri de bu zorlamayı kabul etmek istemiyorlar haklı olarak...

Daha önce, bu kriz bu şekilde yaşanmadan önce, AHEF'in meclisde, sağlık komisyonunda, bakanlığa aslında bir nöbet modeli önerdiğ ortaya çıktı. Bu öneride, donanımlı merkezlerde, ücret cazibesiyle, gönüllülük çerçevesinde nöbet tutulacak mekanların bakanlıkça hazırlanması, bu merkezlerde birinci basamak sağlık hizmeti vermeye ehil tüm hekimlerin gönüllülük çerçevesinde nöbete girebilmeleri, zorlama olmaksızın isteğe bağlı olarak aile hekimlerinin de bu merkezlerde nöbet tutabilmelerinin önünün açılması gerektiği söylenmiş. Bunun o günlerde kabul görmediği anlaşılıyor. Bakanlık bu öneriye sıcak bakmamış. Nöbet olayını tümüyle aile hekimlerinin üzerine yıkmayı tercih etmiş. Fakat AHEF de bu önerisinde ısrar etmemiş. Gelinen son noktada tam bir inatlaşma yaşanıyor. Bakanlık ASM'lerde nöbet tutulacak diyor, AHEF yönetimi de, bu nöbetler tutulmayacak diyor. Karşılıklı bir esneme payı da bırakılmıyor.

İlk başlarda, kolaylaştırıcı bir meslek örgütü gibi çalışan, çeşitli komisyonları olan, bilimsel araştırmalar planlayan, basın-iletişim komisyonu gazete çıkaran, hukuk komisyonu mevzuat çalışmaları yapan AHEF, bu son süreçteki yakıcı sorunlar sebebiyle adete bir direniş derneği formatına evrilmiş durumda. Artık kimse bilimsel araştırmalardan, fotoğraf sergilerinden, aylık gazetelerden falan söz etmiyor. Artık dolaşımda olan cümleler, yürüyüş yapmak, eylem yapmak, afiş hazırlamak, tepki tweetleri atmak falan.

AHEF sertleştikçe bakanlıktan uzaklaşıyor ama etrafında bir çok müttefik bulmaya başlıyor. Özellikle hükümetle bir şekilde sıkıntısı olan bütün oluşumlar aile hekimlerinin sırtlarını sıvazlıyorlar. Muhalif cepheye yeni bir aktör daha katmış oluyorlar. Bu durum, hükümet için ciddi bir tehdit olarak algılanıyor mu bilemiyorum. Zaten odalar, barolar, sendikalar falan öyle çok kategorik muhalif var ki, aile hekimlerinin de o cepheye yazılıp yazılmamalarının hükümeti çok ilgilendireceğini sanmıyorum. Fakat bu tabloda, iki taraf da bir imkanı kaybediyor. Diyalog imkanını... AHEF'in etrafındaki kışkırtıcılar için bu zaten sorun değil, tam tersine istedikleri bir şey. Çünkü onlara göre, bakanlıkla ne kadar diyaloglarınız iyiyse onlar size o kadar yandaş, yalaka falan tanımlamaları yapıyorlar. Etraftaki müttefikler bu durumdan hoşnutlar yani... Peki, sahadaki aile hekimleri bu durumdan memnunlar mı, sonuna kadar mücadele formatını destekliyorlar mı?

AHEF, 12 Aralık'ta ülke çapında iş bırakma, 13 Aralık'ta da Ankara'da bir miting düzenledi. 12 Aralık'ta ASM'lerin açılmaması söylendi. Bakanlığa göre, bu eyleme katılım yüzde on civarında oldu, AHEF'e göre ise yüzde doksan... Arada epey fark var... Bu fark şuradan kaynaklanıyor; AHEF, eylem olarak ASM'lerin hiç açılmaması gerektiğini söylediği halde, ASM'de bulunup hasta bakmayı sınırlayan hekimleri de eylem yapmış kabul ediyor. Bakanlıksa tersini... Yine, 13 Aralık'taki Ankara mitingine AHEF 5.000 kişini katıldığını ilan etti. Bu bakışla, şimdi aile hekimlerinin hiç bir şekilde nöbet tutmayacaklarını bekliyor.

AHEF'in yanıldığını düşünüyorum. Yerel temsilcilerin, kendi aşırı tepkilerini sanki tüm aile hekimlerinin tepkisi gibi federasyona aktardıklarını düşünüyorum. Aile hekimlerinin bu şekilde düzenlenmiş nöbetlere karşı olduklarını ama sözleşmelerini sonlandırma noktasında olmadıklarını düşünüyorum. AHEF'in bakanlığı düelloya davet etmekle yanlış yaptığı kanaatindeyim.

Şu aşamada durulması gereken yerin, AHEF'in meclis komisyonunda önerdiği nöbet şeklini savunması ve diyalog yollarını ısrarla zorlaması olduğunu düşünüyorum... 09.01.2015

Dr. Sinan Gürsoy

Okunma Sayısı: 1438


YAZI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİZİ YAZAR İLE PAYLAŞIN